Kaşıkçı Elması'nın hikayesi nedir? - Baklava - İstanbul Baklava Siparişi, Tepsi Baklava
Kaşıkçı Elması’nın hikayesi nedir?

İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenen 86 karat ağırlığa sahip, 49 pırlantayla süslenmiş Kaşıkçı Elması, geçmişte olduğu gibi bugün de, görenlerini büyülemeye devam etmektedir. Peki, dünyanın imrenerek baktığı bu milli değerimizin ismini nereden aldığını ve hikayesini hiç merak ettiniz mi?
Rivayet o ki, 1669 yılında, o dönemde İstanbul’un Eyüp semtinde yer alan Eğrikapı Çöplüğü’nde gezinen bir adam, parlak ve yuvarlak bir taş bulur. Bulduğu taşın kıymetinden habersiz adamcağız, eve dönüşte bir kaşıkçıya uğrar. Üç tahta kaşık alır ve para yerine kaşıkçının ilgisini çeken o taşı kaşıkçıya verir. Taşın yeni sahibi kaşıkçı, elinde parlayıp duran taşı bir bilene göstermek ister ve soluğu yakın arkadaşı olan bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşı inceler, ölçer, biçer ve kıymetinin farkına varır. Ama bu durumu o an belli etmeyip, “ederi on akçedir!” diyerekten, paraya razı olan kaşıkçıya bu bedeli öder. Taş nihayet kıymet bilen bir ele düşmüştür ama, üzerine kıyametlerin kopacağı taşın hikayesi de asıl burada başlar.

Menfaat Girince Araya…
On akçeye satın aldığı taşın değerini bilen kuyumcu, bir taraftan da böylesine değerli bir taşa on akçeye sahip olduğuna inanamaz. Bunun üzerine taştan emin olmak isteyen kuyumcu, taşı bir başka kuyumcu arkadaşına gösterir. Diğer kuyumcu da taşın çok değerli yani elmas olduğunun farkına varmıştır. Durumu kuyumcubaşına bildireceğini söyleyerek sus payı ister. Taşın sahibi olan kuyumcu, sus payı vermeye razı olur ama parada anlaşamazlar. Aralarında husumet çıkar ve mesele kuyumcubaşına intikal eder. Kuyumcubaşı tarafların eline birer kese altın vererek taşa el koyar. Fakat mesele kapanmaz. Olay bir şekilde dönemin sadrazamı Köprülü Mehmet Paşa’nın kulağına gider. Elmaslara meraklı bu sadrazam taşı almak istese de, olan-biten, Padişah Dördüncü Mehmet’in kulağına çoktan gitmiştir…

Ferman Padişahın…
Dördüncü Mehmet olaya el koymuş ve bir hatt-ı hümayun (padişah fermanı) ile taşı saraya getirterek, sarayın elmastraşçısına gönderir. Elması elinden alınan kuyumcubaşına da, “kapıcıbaşı” rütbesi ve bir kese altın bahşedilir. Bu değerli taş nihayet değerini en iyi bilen kişi olan elmastraşçının eline düşmüştür. Elmastraşçı hemen işe koyulur ama, taşın işlenmesinin padişah tarafından irade buyurulması, elmastraşçının aklını uzun süre meşgul eder. Acaba bu değerli taşı nasıl işlemeli ve ortaya nasıl bir eser çıkartmalıdır? Günlerce, gecelerce düşünür-taşınır ve sonunda kararını verir. Bu değerli taş belki de yok olup gidecekken, üç tahta kaşığını bu taşla takas eden ve taşı bir kuyumcuya götüren kaşıkçıda karar kılar. Elması da oval keserek, kaşığı andıran, 86 karat ağırlıkta bir elmas ortaya çıkar. Fakat, bu elmas son şeklini bu olaydan yaklaşık 140 yıl sonra Osmanlı Tahtı’na çıkan Sultan 2. Mahmud döneminde alır. 2. Mahmud tarafından, elmasın çevresine 49 tane pırlanta ekletilmiş ve bu haliyle elmas, yıldızların ortasında parlayan bir güneşin simgesi haline gelerek, bugünkü şeklini almıştır.

Diğer Rivayet
Kaşıkçı Elması’nın yapılmasına sebep olan taşın o günlerde Eğrikapı Çöplüğü’ne nasıl düştüğü bilinmemekle birlikte, bu elmasa dair şöyle de bir hikaye anlatılmaktadır: 1774 yılında bir Fransız subayı olan Pigot isimli şahıs, bu elması Hindistan’ın Madaras Mihrace Şehri’nde satın alıp Fransa’ya götürür. Bir süre sonra satılığa çıkartılan elmas, Napolyon’un annesi tarafından satın alınır ve uzun seneler saklanır. Fakat, 1814 yılında Napolyon’un, Elba Adası’na sürgüne gönderilmesi üzerine oğlunu kurtarmak isteyen Napolyon’un annesi elmasını satılığa çıkartır. O günlerde Fransa’da bulunan Tepedelenli Ali Paşa’nın yaveri, paşa adına 150 bin civarı altın ödeyerek elması satın alır. Sultan 2. Mahmud zamanında, Tepedelenli Ali Paşa, padişaha karşı çıkartılan bir isyanda öldürülür ve tüm mal varlıklarına padişah namına el konur. Napolyon’un annesinden alınan elmas da böylece Osmanlı Hazinesi’ne dahil olur.
Kaşıkçı Elması hakkında böyle bir rivayet daha olmasına rağmen, elmasın oval yapısının bir kaşığı andırması ilk rivayeti daha inanılır kılmaktadır.

İnstagram
bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeyi unutmayın !